Hasta şirketler dediğimizde herkesin aklına para kazanmayan, verimsiz, zarar eden yahut , kar edemeyen şirketler gelir. Hastalığın sonu da iyileşme önlemleri alınmadığı takdirde emr-i hakk’ın vuku bulması olacaktır. Ancak gözden kaçırdığımız nokta şudur ki karsızlık, zarar, kalitesizlik ve bunların sonucunda tasfiye şirketlerde hastalığın kendisi değil sonuçlarıdır.

Şirketlerin zarar ve yıkımları şayet doğrudan dış etkenlere bağlı değilse zamana yayılmış bazı negatif gelişmelerin sonuçları olarak ortaya çıkarlar.

Birer örgüt ve organizasyon olan şirketlerin de psikolojileri olduğu, bu psikolojinin yönetimlerin uygulama ve pratiklerinden kaynaklandığı, bu psikolojik duruma göre de şirketlerin bir takım reaksiyonlar geliştirdiği bilimsel olarak kabul edilmiş bir gerçektir.

Şirketlerin psikolojisiyle ilgilenen bilim dalına örgütsel psikoloji yahut Frenkçesiyle organisational psychology diyoruz. Google tanımına göre “Örgütsel Psikologlar, çalışma hayatı içerisinde var olan sorunları tespit eder ve çözüm konusunda çalışır. Üretim ve hizmet sektörü gibi farklı alanlarda çalışabilir.

Şirketlerin psikolojisinden kastedilen tüzel bir kişiliğin psikolojisinden çok o şirkette çalışanların şirkete ilişkin psikolojik algılarından oluşur. Dolayısıyla bir şirkette çalışanların psikolojisi iyiyse şirketin psikolojisi iyidir. Çalışanların psikolojisi kötüyse de şirketin psikolojisinin kötü olmasında bahsedebiliriz. Şirketin psikolojisinin bozuk olduğunu gösteren bir takım işaretler vardır. Bunlar

  1. Memnuniyet anketlerinde çıkan düşük sonuçlar
  2. Tecrübeli çalışanların işten ayrılma oranlarının yüksekliği
  3. Çalışanların şirket etkinliklerine katılma oranlarının düşüklüğü
  4. Şirketin başarı ve başarısızlıklarına tepkisizlik
  5. Silolar, iletişimsizlikler ve kişisel çatışmalar

Olarak özetlenebilir. Bir şirkette bunlar oluyorsa çalışanların dolayısıyla şirketin psikolojisinde iyi gitmeyen şeyler vardır. Bunların birçok nedeni olabilir ancak şirketin psikoloji bozuktur. Psikoloji bozulduğu zaman örgüt, psikolojisi bozuk bir insan gibi doğru yerde doğru reaksiyonları gösteremez. Enerjisini, kaynaklarını ve odağını tehdit ve fırsatlara doğru yönlendirmez. Yani psikolojisi bozuk şirketin davranışları da bozulur.

Şirketlerin psikolojilerinin bozulmasının  bazı öne çıkan nedenleri vardır. Bunlar :

  • 1- Şirketin değerleri ve uygulamaları arasındaki asimetri ( yöneticilerin ağzından çıkanla yaptıkları arasındaki tutarsızlık)
  • 2-Kurumsal adalet eksikliği (dağıtımsal, prosedürel, tatbiki ve enformatik adaletin eksikliği)
  • 3-Çalışma koşullarındaki  kötülük
  • 4-Negatif liderlik yahut liderlik eksikliğidir.

Bu dört olumsuz etken çalışanlarda strese sebep olur, stres, motivasyonu düşürür, bu durum çalışan bağlılığının zayıflamasına ve stres yaratan olumsuzluktan kaçma davranışına sebep olur. Kaçma tutumu da ya şirketi terk etme, ya içine dönme ya da şirkete zarar verme tavrına dönüşür.

Bütün bunlar olurken elbette şirketteki bu olumsuzluklardan kötü etkilenen çalışanların şirket için harcadıkları – parası ödenmiş– enerji ve mesai, stres unsurlarından korunmaya harcanır. Bu da çalışanların performansını düşürür. Psikolojisi bozuk şirketlerde çalışanlar genel olarak negatif olduğundan bu negatiflik müşteri ilişkilerine yansır. Müşteri ilişkileri kötüleştir. Çalışanların şirkete bağlılığı azaldığından yapılan iş zaman doldurmak için  yahut sırf yapılması istendi diye yapılmaya başlanır. Bu da işin kalitesini düşürür. Bunlar biriktiği zaman müşteri kayıplarından ciddi iş kazalarına ve kalitesizlik maliyetlerine kadar ortaya çıkan yanlışlarla hesap kabarmaya başlar.

Şirketlerin psikolojik sorunları bir insanın psikolojik sorunları ve sonuçlarına yakından benzer. Örneğin bir insanın psikolojisi hemen bozulmaz, bunun için bazı olumsuzlukların kendini tekrarlaması gerekir. Bu olumsuzlukların tekrarı ya da ortadan kaldırılamaması stres ve kaygı düzeyini artırır. İnsan beyni ve metabolizması stres ve kaygıya karşı bir süre direnir. Ancak stres ve kaygı ortadan kalkmıyorsa  bu bir süre sonra metabolizmayı yorgun düşürür. Bağışıklık sistemi zayıflar, beyin doğru düşünme yeteneğini kaybeder ve bazı fiziksel rahatsızlıklar kendini gösterir. Olumsuzlukların kendini göstermesiyle bunun fiziksel rahatsızlıklara dönüşmesi arasında hatırı sayılır bir zaman vardır.

Bunun gibi şirketlerde de yukarıda sayılan dört olumsuzluk ortaya çıktığında bu şirketin psikolojisini hemen etkilemez. Öncelikle çalışan tepkileri ya da çabalarıyla bu yanlış düzeltilmeye çalışılır. Yanlış ortadan kaldırılmazsa bu yavaş yavaş çalışanların dolayısıyla şirketin psikolojisini bozar. Şirket bozuk bir psikoloji ile enerjisini iç mücadelelere harcayarak bir süre idare eder. Bir süre sonra bu bozuk psikoloji insanlardaki fiziksel rahatsızlıklar benzeri kalitesizlikler, adam kayıpları, müşteri kayıpları, müşteri memnuniyetsizlikleri, iş kazaları şeklinde ortaya çıkar. Bu olumsuzluklar insanın yaşam kalitesini etkileyen ondan maddi manevi kayba sebep olan fiziksel rahatsızlıklar gibi şirketti de finansal olarak etkiler, zararlar, cezalar, kalitesizlik maliyetleri şirketin varlığını tehdit etmeye başlar.

Şirketler kendi psikolojilerini doğru takip etmek için her yıl memnuniyet anketleri düzenler ve çıkan sonuçlara göre aksiyon alır. Ayrıca çalışan deneyimini iyileştirici uygulamalara yönelir. Onların varlığının farkında olunduğu ve önemsendiği mesajı sözel ve davranışsal olarak verilir. Çalışanlar yakından izlenir. Onlarla ilk 6 aylarında, 2. Yıllarında periyodik görüşmeler yapılır. Brain-stormlar ve açık görüşmelerle çalışanlar iletişime teşvik edilir. Şirket içi demokrasi teşvik edilir. Son olarak çıkış görüşmelerinde şirketten ayrılmaların kök nedenleri yakalanmaya çalışılır. Bütün bu çıktılar şirket yönetimi tarafından şirket uygulamalarına referans teşkil eder.

Sonuç olarak kurumların da psikolojileri vardır ve bu bozulduğu zaman bu durumun elle tutulur ve istenmeyen sonuçları zamanla kendini gösterir. Şirketlerin psikolojileri hemen bozulmadığı gibi bozulduğunda da hemen düzelmez. Bu aada yaşanan olumsuzluklar da şirketlerin bir nevi fırsat maliyetleri olacaktır.