UNVAN VE PARA: KİMLERE VERİLİR ? NE ZAMAN VERİLİR ?   NEDEN VERİLİR?

İş hayatında en çok konuşulan, tartışılan, dedikodusu yapılan, itiraz edilen, küsülen, üzerine hayal kurulan konu unvan ve para konusudur. Kimileri unvan ve parayı bir teşvik olarak görürken, kimilerine göre bir ödül, kimilerine göre ise bir imtiyazdır. İnsanların birbirlerini yedikleri bu muğlak konu aslında iş hayatının mantığı açısından gayet belirgin kurallara sahiptir.  Öncelikle unvan ve para, ödül, teşvik ya da imtiyaz olarak verilmez ! Şirketler ve patronlar için unvan ve para bir yatırımdır. Bu yatırımı tetikleyen şey ise beklentilerdir. Beklentileri oluşturan şey ise iş yerinde ortaya koyduğunuz ya da CV.de iş geçmişiyle özetlenen size dair performans resmidir.

Şirketler ve patronlar 3 şey için unvan ve para yatırımı yaparlar. Bunlar :

  • Bilgi
  • Verim
  • Nüfuz (Güç) olarak sıralanabilir.

Bilgi :

  • Belli bir alanda uzmanlığa sahipseniz ve bu uzmanlık çalıştığınız sektörde kullanılıyorsa
  • Bilgileriniz güncelliğini yitirmemişse
  • Bu bilgileri kullandığınız bir tecrübe geçmişiniz varsa
  • Kendinizi geliştiriyor ve bilgilerinizi güncelliyorsanız

Siz unvan ve para için gereken ilk özelliğe sahipsiniz. Sizde yatırım yapılacak bilgi mevcut demektir. Bildiğiniz gibi bilgi güçtür ve sizi hiyerarşide yükseltecek ilk şeydir.. Bu konularda eksik iseniz , kendinizi tamamlayana kadar bir şansınız yok demektir.

Verim :

  • Şirketinizde elle tutulur bir değer yaratıyorsanız ya da daha önceki iş geçmişinizde böyle başarılarınız varsa
  • İşleri ustaca sonuca götürebiliyorsanız
  • Problem yaratmıyor, problemleri çözebiliyor ya da çözüm sunabiliyorsanız
  • Hızlı ve düzgün iş bitiriyorsanız

Tebrikler unvan ve para için ikinci özelliğe de sahipsiniz. Verimliyseniz, bu verime yatırım yapıp onu sürdürmeyi kim istemez ? Ancak bu konularda şüpheleriniz varsa unvan ve para beklemek yerine işinizde tutunmaya ve bir an önce verimli olmaya çalışsanız daha iyi edersiniz.

Nüfuz

  • Şirket içinde ya da meslek camiasında geniş olumlu bir iletişiminiz varsa
  • İnisiyatif alıp, risk üstleniyor, karar verebiliyorsanız
  • Şirketinizin yaptığı işe, hedeflerine, bütününe, sektöre, ekonomiye dair görüşleriniz varsa  kısacası büyük resme hakimseniz ve bu resim içinde nerede durduğunuzu biliyorsanız
  • Pozitif rekabetten korkmuyorsanız, öne çıkmak, meydan okumak, kendinizi göstermek konusunda çekinceleriniz yoksa
  • Sosyal profiliniz, iş dışındaki yaşamınız, ilgileriniz, kültür ve görgünüz burun kıvrılacak defolara sahip değilse

Sizin unvan ve paraya ulaşmak konusunda bir engeliniz bulunmuyor, kutlarız . Nüfuz güç ve etki demektir. İnsan topluluklarında en az hayvan topluluklarında olduğu kadar, hatta ondan daha subtil ve rafine edilmiş biçimde güçlü olmak önemlidir. Şirketler daha güçlü olmak için güç ve etki sahiplerinin gücünden yararlanmak isterler. Bu önemli bir yatırım aracıdır. Ancak sizin kendinize dair ne düşündüğünüz kadar aslında ne olduğunuzla ilgili olan bu durumu gerçekçi değerlendirmeniz gereklidir.

Zaman ve Beklenti Yasası

Çalışanların bir çoğu düşük performanslarının bahanesi olarak düşük ücretleri ve terfi alamamalarını öne sürerler. Ah bir unvan ve para alsalar ne kadar da sıkı çalışacak, harikalar yaratacaklardır. İş hayatındaki en büyük hatayı bu noktada yaparız. Daha fazlasını vermek için daha fazla verilmesini isteriz. Şirketler ve patronlar ise olaya çok başka bir açıdan bakarlar : onlara göre aldığınız ücret ve menfaatler karşılığında ortaya koyduğunuz umut verici değilse size daha fazla vermeyi akıllıca bulmazlar. Çünkü patronlar ve şirketler için ücret ve unvan bir yatırımdır. Eğer size 1 birim ücret verip 3 birim verim almışlarsa , 3 birim ücret verip 9 birim verim almayı akıllıca bir yatırım olarak görebilirler. Bunun tam tersi olarak size 1 birim ücret verip 1 birim verim alıyorlarsa 2 birim ücret vermek akıllıca değildir. Yani beklentiye yatırım yaparlar.Çoğumuzun burun kıvırdığı dışarıdan yapılan transferlere verilen yüksek ücretlerin ve pozisyonların mantığı da böyle işler. Beklentiler yüksektir ve bu bir yatırımdır.

Çalışan :- “ bana daha fazla versinler ki ,daha çok çalışayım ” derken, şirket : – “ neden daha fazla verelim, ortaya daha fazla ne koyabilir ki ?” diye düşünür ve çoğu durumda şirket çok haklıdır. Çünkü yapabileceklerimizin teminatı sadece yaptıklarımızdır. İşe ilk girişte bize teklif edilen ücret bile beklentilerle ilgilidir. O elbette bir ödül ya da imtiyaz değildir. Bir yatırımdır. Bu mantık işin devamında da değişmez. Bize verilen ücret ve haklar hep beklentilerin türevleridir ve ortaya koyduklarımızla değil koyacaklarımızla ilgilidir. Ortaya konulanın karşılığı ödenmiş ve hesap kapanmıştır. Ortaya ne koyabileceğimize dair beklentiler bize neler verileceğinde belirleyici olacaktır. Yani bize dair beklentiler düşerse ücret ve unvan şansı da suya düşer ve bunu çoğu zaman farkında olmadan işe küserek, vites küçülterek bizler yaparız.

Bizim gözden kaçırdığımız temel nokta unvan ve paranın matematiği ile ilgilidir. Özel sektörde unvan ve para , performans ve başarıyı en az 2 yıl geriden takip eder. Bu süre bazı arızi durumlarda daha uzun da olabilir. Bunun 2 temel nedeni vardır :

  • Sonuçların görünmesi için gereken en az 1 takvim yılı
  • Sürekli ve istikrarlı olduğunuzu ispat edeceğiniz 2. yıl ya da daha uzun bir süre

Unvan Gücü Getirmez Güçlü Olana Verilir

Çalışanların düştüğü temel yanılgılardan biri de güç ve nüfuz sahibi olmak için unvana gereksinimi olduklarıdır. Afili unvanlar alınca insanların bize saygı duyacaklarını bekleriz, gücümüzün artacağını düşünürüz, şirkette herkesin bizi önemseyeceğini hayal ederiz. Oysa gerçeğin bu durumla çok ilgisi yoktur. Unvanlar insanlar güçlensin, etkileri artsın diye verilmez. Unvanlar size o pozisyonun gereklerini yerine getirecek, insanları yönetecek gücünüz olduğu varsayılarak verilir. Yani unvanla güçlü olunmaz, güçlü iseniz unvan ve terfi için uygun bir aday haline gelirseniz. Eğer unvanın içini dolduracak gücünüz yoksa ve unvan almışsanız bir felakete hazırlanın. En iyi durumda alay konusu olursunuz, kötü durumlarda ise rezil olur ,fazla sürmeden kovulursunuz. Hatta bazı durumlarda şirketi terk edip kaçmak zorunda da kalabilirsiniz. Büyük unvanların altındaki küçük ve yetersiz kişiler komik, bir süre sonra itici ve nefret edilen kişiler haline gelebilirler. O nedenle unvan sahibi olmak istiyorsanız önce o unvanın içini dolduracak kadar kendinizi geliştirmenizi yani büyümenizi önerebiliriz. Akıllı şirketler ve yöneticiler belirttiğimiz bu sürelerden önce kimseye unvan ve para vermezler. Burada yapılan hatalar maliyetleri yükseltmek ve liyakatsiz insanları bir yerlere getirip çalışma ortamını bozmaktan başka bir işe yaramaz. Ortalama insan zekası 6 aylık bir süredeki veriler üzerinden düşünür. Kararlarını buna göre verir, buna göre olumlu ya da olumsuz tepki gösterir ve aksiyon alırlar. O nedenle insanların çoğu unvan ve paranın matematiğini kavramaktan uzaktır. Onlara göre bu durum şansla ya da torpille ilgilidir. Halbuki orta dönemde( 2-5 yıl) piyasanın matematiği şaşmaz bir şekilde işler. Gecikmeli de olsa , bilgi, verim ve nüfuz sahibi kişiler fark edilirler ve  hak ettiklerini mevcut işlerinde ya da başka bir yerde er ya da geç alırlar ; yine hak etmeden unvan ve para alan kişiler de hak ettikleri noktaya geri dönerler. Kimi durumlarda , sağlıksız şirketlerde ya da devlet kurumlarında ,kişisel ilişkilerin öne çıktığı yerlerde ya da sektörde rekabetin çok yoğun olduğu durumlarda bu mekanizmaya ters ücretler ya da unvanlar dağıtılabilir. Çoğu insan bu unvan ve paraların peşine düşer. Ancak uzun dönemde piyasa rayına oturur ve insanlar değerleri neyse onun karşılığını almaya devam ederler. İş hayatında da genel olarak hayatta olduğu gibi karşılığı olmayan hiç bir şey yoktur. Sadece hatalı yatırımlar, yanlış kararlar ve işin doğasından kaynaklanan gecikmeler mevcuttur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir