Kabusname, 10. YY da İran topraklarında yaşayan bir prens olan Keykavus bin İskender tarafından Oğlu Gilan Şah’a  nasihat olarak kaleme alınmıştır. Kitap soylu ve dengeli bir hayat için  yaşama adabının inceliklerini anlatmaktadır. Kitabın 44. Bölümü Civanmertliğe dairdir. Civanmertlik fütüvvet ehli olmak demektir. Fütüvvet ehli kabul edilen Fetâ sözlükte “genç, yiğit, cömert”; fütüvvet ise “gençlik, kahramanlık, cömertlik” anlamlarına gelir. Civanmertlik  batı ortaçağındaki şövalyelik ve erken modern dönemdeki “gentilmen” etiğiyle benzer noktalar içermektedir. Kabusname’ye göre civanmert olmak için herkeste bulunan üç özelliğe sahip olmak yeterlidir. Bunlar:

  • Akıl
  • Dürüstlük
  • İnsaniyettir.

Bu özellikler insan olan herkesde bulunur ama insanların çoğu arzularına, heveslerine,korkularına ve dünyevi isteklerine yenilerek aklı selim yaşamayı, dürüstçe iş görmeyi, ve diğer insanlara karşı insaniyetle davranmayı unutur. İşte civanmert bu özelliklere sahip olarak ve sadık kalarak yüksek bir etik prensip etrafında şekillendirdiği bir hayat sürerek sıradan insanlardan farklılaşır. Civanmertlik kavramının önemli günümüzde sosyal dokunun onarımı için yeniden kurgulamamız gereken bir toplumsal etik adına önemli referanslar içermesidir. Civanmertlik ahlakı tamamen dünyevi bir ahlak olarak kurgulanmıştır. Kabusname onları “nasibi yalnızca beden olan bir topluluk” olarak tanımlar. Asker, tüccar ve ayyar denilen gezgin, maceraperest, kurnaz ve açıkgöz kimseler civanmert olabilir. Bunun dışında civanmertler nasibine beden ve can düşen ehli takva ve ehli zühd, yahut nasibine can ve ruh düşen evliya ve peygamberlerden ayrılırlar.

Civanmertliğin usulü 3 şeydir. Bunlar :

  • Söylediğini yapmak
  • Doğru dışında bir şey söylememek
  • Zorluklara sabretmeyi öğrenmektir.

Kabusname bunlara ilaveten, cesaret, zayıf ve düşkünlere merhamet, kötülüğe karşı mücadele etmek,özü sözü bir olmak, adil olmak, iyiliğe nankörlük etmemek, iffetli olmak, beladan korkmamak gibi özellikleri de civanmerdin özelliklerinden sayar. Kabusname Civanmerd olanla olmayan arasındaki farkı sabır olarak açıklar. Şüphesiz başa gelen zorluk ve problemler karşısında kontrolünü kaybetmemek avam ve civanmerdi birbirinden ayıran önemli bir vasıf olmaktadır.

Keykavus bin İskender oğluna verdiği öğütte  dünyada seçkin bir kimse olmak istersen civanmertlere yakın ol der. Kişi civanmertlik yolunu tutmak isterse güvenilir olmalı ve kendini kontrol edebilmelidir. Civanmert olacak kişiden 3 şey beklenir :

  • Eline
  • Gözüne
  • Diline hakim olmak.

Harama bakmak, harama el uzatmak ve yalan söylemekten uzak olmak Civanmert olmanın temel şartıdır. Civanmertlik bunun yanında koşulsuzca cömert olmayı, sofranı dost düşman herkese açmayı gerektirir. Kabusname altını çizerek “ yalan söyleme çünkü bütün namertlik yalan söylemekten doğar” der.

Kabusname civanmertlikle kendi sınırlarını bilen, kendine toplanmış ve kendinde olan bir kişilik ödevi çizmektedir. Civanmert’in kendine ait olmayan uçkur çözmeyişi, el sürmeyişi ve kendine ait olmayan bir şeyi üstlenmek demek olan yalan söylemeyişi bütün ahlakın temeli olan kendi bilince olan, söz ve davranışlarının farkında ve onlardan sorumlu insan modeline yönelmiş olmasıyla ilgilidir. Kişinin kendinde olmaması ve düşkünlüğün bir belirtisi olarak Kabusname kıskançlığı yerer ve o dönemdeki bir çok ahlak metninde olduğu gibi kanaatkar olmayı, kifayeti ve kendiyle iktifa etmeyi önerir. Kabusname’ye göre en güçlü kişi “ dünyada hiç kimseden bir şey istemeyen kişidir. En alçak kişi ise açgözlü olandır. Çünkü açgözlülüğü yüzünden kendisi gibi bir insanın kölesi olur.  Son olarak Kevkavus oğlu Gilan Şah’a “imkanın oldukça öğren,  eğer akıllı ve bilge olmak istersen hikmet ve felsefe öğren. Çünkü akıl hikmetle ele geçer” diyerek sürekli gelişim ve öğrenmenin soylu bir yaşam sürmek için lüzumunu belirtir.

Öncelikle sosyal dokunun bozulduğu, toplumun üzerinde uzlaştığı değerlerin muğlaklaştığı ve bu alanda model olabilecek “vitrin” değerlerin silikleştiği bir ortamda gerek sosyal hayatta gerek iş hayatında sağlam değerler tanımlamak ve bunlara uygun insan tiplerini çoğaltmak insanlar arası güven ilişkilerini yeniden sağlamlaştırmak için elzemdir.  Civanmertliğin yaygın olduğu dönemin Coğrafyasında gezen Arap seyyah İbn Battuta’nın “Sefer Name” kitabında: “Ben dünyayı gezerek böyle insanlardan yani civanmertlerden daha iyi niyetli ve iyi ahlaklı insanları görmedim. Şiraz ve İsfahan’ ahalisi kendilerini civanmertlere benzetseler de yalnız onlar Harezm ve Maveraünnehr civanmertleri garip-misafirleri ağırlamak ve misafir etmede onlardan üstün durur. Onları Irak’ta şatir, Horasan’da sarbadar, Mağrib’de de sukra derler. Onlara tabi yerlere adalet resmi öyle gelişmiştir ki onların ordugâhları, evleri asitanelerinde altın ve gümüş sikkeler yerde durur, sahibi bulunmadıkça onlara hiç kimse dokunmaz” demektedir.

 Kopyanın, yalanın, hırsızlığın, olmadığı gibi görünmenin, kendisine ait olmayana el uzatmanın, doğru olmayanı dile getirmenin, iftiranın, dedikodunun, ikiyüzlülüğün adaletsizliğin, bencilliğin toplumun her kesiminde hızlı ve alternatifsiz şekilde yayıldığı bir dönemde Civanmertlik ahlakının özellikle toplumun önünde yürüyen iş adamları, siyasetçiler, okumuş ve aydınlar arasında yaşanılır hale gelmesi ve böylece etik duyarlılığa sahip güçlü bir havas kültürü yaratılmasına sürdürülebilir iş ve sosyal yaşam için herşeyden çok ihtiyacımız var gibi görünüyor.

Kaynakça

https://islamansiklopedisi.org.tr/ayyar

https://islamansiklopedisi.org.tr/futuvvet

Keykavus bin İskender, Kabusname, 2020, Kapı Yayınları

Isabaeva, Mairamkan, Orta Asya kültüeünde civanmert dayanışması ( ahilik) ve tarikat ilişkisi,,Akademik Bakış Dergisi, Sayı 65, Ocak-Şubat,2018