Günümüzde şirketlerin değerini oluşturan en büyük sermaye kalemi “ entelektüel sermaye” Yani şirket maddi olmayan, bilgi, tecrübe, marka, resmi ve gayrı resmi ilişkiler ağı, müşteri ve paydaş portföyü gibi varlıklarıdır. E. Stewart’ın tanımıyla entelektüel sermaye “zenginlik yaratmak üzere kullanıma sokulabilen entelektüel malzemedir, yani bilgi enformasyon entelektüel mülkiyet ve deneyimdir”. Bu sermaye kalemi şirketlerin asıl değerini oluştursa da iktisatçılar henüz bu varlıkların kesin değerini hesaplama yöntemini bulmuş değiller. Bu değer tahmini olarak hesaplanıyor. Tahminlere göre bu değer  1/ 5 veya 1/ 16 civarında. Yani 1 birim maddi sermaye değerine karşılık 5 ila 16 birim entelektüel sermayeden söz ediyoruz.

Günümüzde şirketlerin becerisi aşağıdaki temel aksiyonlarda yatıyor :

  • Entelektüel sermayeyi artırmak
  • Entelektüel sermayeyi stratejik hedefler doğrultusunda kullanmak ( yani sermaye ile sermaye kazanmak)
  • Entelektüel sermayeyi korumak

Şirketlerin entelektüel sermayeyi artırmasının birkaç yolu var. Bunlar

  • Birleşmeler ve satınalmalar yoluyla yeni know howlar edinmek
  • Ar-Ge yatırımları yoluyla  fikri ve sınai hakları yükseltmek inovatif atılımlar yapmak
  • Tecrübeli personeller yoluyla know how transferi yapmak, şirkete yeni bakış açıları kazandırmak
  • Kendi insan kaynağına yaptığı yatırımlarla entelektüel sermayeyi artırmak.
  • Şirketlerde entelektüel sermayenin artırılabileceği, aktarılabileceği ve paylaşılabileceği platformlar yaratmak

Şirketlerin pasif olarak entelektüel sermayeye sahip olması hiçbir anlama gelmiyor. Şirketler entelektüel sermayelerini stratejik hedefleri doğrultusunda mobilize edebildikleri zaman kazanıyorlar. Örneğin şirketin ar-ge departmanındaki bilgiler şirketin ürünleri iyileştirmeye ve bu yolla satışları artırmaya veya maliyeti düşürmeye yaramıyorsa bir anlamı yok. Ya da sahip olduğunun çok tecrübeli insan kaynağının bilgi ve deneyimini rakipleriniz karşısında bir avantaja çeviremiyorsanız böyle bir sermayeye sahip olmanız bir işe yaramıyor.

Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı çağda şirketlerin en önemli önceliğinin entelektüel sermayeyi korumak olduğu ortadadır. Bunun da birkaç boyutu olduğundan söz edebiliriz :

  • Fikri ve sınai haklar hukuku çerçevesinde şirketin entelektüel sermayesini somut olarak tespit edilebilen her alanda korumaya almak
  • Bilgi güvenliği politikalarıyla bilişim teknolojisinin en ileri araçlarıyla şirket içinde üretilen entelektüel sermayenin şirket sınırlarında kalmasını mümkün olduğunca sağlamak
  • Tecrübeli ve yetenekli personelin bağlılığını artırmak, rakiplere personel kayıplarının önüne geçmek, bu yolla ayrılan personellere karşı hukuki yolları sonuna kadar kullanmak
Entelektüel sermayemiz için ne yapıyoruz ?

Her geçen gün daha da önem kazanan entelektüel sermayeyi doğru yönetememenin şirketleri nasıl bir dezavantajla yüzleştireceği çok açıktır.  Şirketler :

Entelektüel sermayeyi doğru yöneterek :

  • Değerlerini artırırlar
  • Finansal varlıklarını güçlendirir
  • Stratejik avantaj kazanırlar
  • Rekabet avantajlarını artırırlar.

Entelektüel sermayeyi yönetemeyerek :

  • Marka değerlerini düşürürler
  • Finansal olarak kırılganlaşırlar
  • Yeni rakipler yaratırlar ya da rakiplerini güçlendirirler
  • Stratejik olarak dezavantajlı konuma düşerler.

Entelektüel sermaye denilen şey ağırlıklı olarak şirketin insan kaynağıyla ilgili bir kavramdır. Şirketler öğrenmez ya da kendi kendine gelişmez. Gelişen bireyler gelişen ve öğrenen kurumlar yaratırlar. Şirketlerin işleyişlerini içeren bilgiler de dahil entelektüel sermayeyi oluşturan bilgilerin bir çoğu şirket çalışanlarındadır.  Bir ürünün nasıl tasarlanacağının bilgisi, nasıl üretileceğinin bilgisi, o ürünün kimlere satılabileceğinin bilgisi, o ürünün nasıl geliştirilebileceğinin bilgisi, bunların hepsi ve şirket hafızası dediğimiz bir çok şey o şirketin çalışanlarında yaşayan canlı bir bilgidir. Dolayısıyla entelektüel sermayeyi yönetmenin en önemli ayaklarından biri insan kaynağını yönetmektir. Kurumlar :

  • Tecrübeli çalışanlarını kaybederek
  • Tecrübeli çalışanlarını küstürerek
  • Yetenekli çalışanlarının gelişim ve terfilerini önemsemeyerek
  • Çalışanlarına eğitim ve gelişim fırsatları sunmayarak

Çalışan motivasyonunu düşürücü uygulamalarla  entelektüel sermayenin aksiyona dönüş ve şirkete stratejik üstünlük kazandırma hızını sekteye uğratırlar. Bu anlamda IK yönetimi büyük oranda bir entelektüel sermaye yönetimidir.

Bir şirketin entelektüel sermayesi ile finansal başarısı arasındaki ilişki  soyut bir ilişki olarak görünmekle birlikte sonuçları 2 yıl içinde kendini bariz şekilde gösterir.  Bu süre borsadaki şirketlerde çok daha hızlı ve anlık olabilir ancak entelektüel sermayenin artışının veya kaybının  somut başarı ve başarısızlığa dönüşmesi de o kadar kesindir. Örneğin bir malın tasarımında, üretiminde, pazarlanmasında ve satışında mevcut bilgilerini zenginleştirici aksiyonlara yatırım yapmayan bir şirketin finansal başarılarında diğer koşullar aynı kaldığı sürece yıllar içinde bir ilerleme olmaz. Ancak piyasanın doğası gereği diğer şartlar uzun dönemde asla aynı kalmaz, piyasaya yeni rakipler çıkar, yeni üretim ve pazarlama teknikleri bulunur, kalite yaklaşımı değişir ve entelektüel sermayesini artırmayan firma zaman içinde rekabet avantajı kaybeder. Ya karlılığı düşer, ya yok olur ya da küçülür.

Entelektüel sermayenin öneminin farkında olan firmaları öne çıkarabilecek şey günümüzde bu sermayeyi nasıl standardize  ederek şirketin karar alma reflekslerinin bir parçası haline getirebildikleridir. Bu da büyük oranda bilgiyi yönetmek, ERP  ve bu alanda dolaşan ve biriken bilginin ve datanın kullanımıyla ilgilidir. Şirketler iç ve dış süreçlerinden topladıkları bilgiyi ne kadar hatasızca veriye dönüştürebilirlerse o kadar hızlı bir şekilde aksiyon alabilirler. Böylece entelektüel sermaye kişilerin düşünce ve reflekslerinden kurtularak şirketin reflekslerine dönüşmüş olur. Şirketlerin bu yeterliliğe sahip olabilmelerinin ilk koşulu tüm süreçlerinin hiçbir veri sızıntısı olmayacak şekilde izlenebilir, takip edilebilir ve yorumlanabilir olmasıyla mümkündür.

Şu an dünya entelektüel sermayenin veriye ve kurumların otomatik reflekslerine dönüşme becerisine odaklanmış durumda. Bilgi teknolojileri ve Endüstri 4.0 ve 5.0 gibi terminolojilerin odaklandığı büyük ölçüde bu. Bu noktada entelektüel sermayenin asıl aktörü insan kaybolmuş gibi de görünüyor. Çünkü bir çok aksiyon ev süreç  insanın kontrolünden çıkıp otomatize bir hal alıyor.  Ancak bu kelimenin tam anlamıyla bir yanılsama. Çünkü toplanmış ve işlenmiş verileri  stratejik ve uzun vadeli bir şekilde yorumlama noktasında insan bu defa kelimenin tam da gerçek anlamıyla : üst bir entelektüel beceriyle devreye giriyor. Yeni çağın stratejik yönetimi bilgiyi geniş bir perspektifte üst bir entelektüel çabayla yorumlayabilmekte ve kullanabilmekte yatıyor. Tarih, siyaset, ekonomi, jeopolitik, sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve bunların hepsini içine alacak şekilde sanat ve kültür bakış açısıyla veriyi yorumlamak ve aksiyona dönüştürmek en büyük sermayelerin, hatta devletlerin ve diğer kuruluşların ihtiyaç duydukları liderlik becerisini oluşturuyor. Yani insan entelektüel faaliyetin en ince biçimleriyle  bir kez daha ortaya çıkıyor. Yakın gelecekte sistematize edilmiş entelektüel sermayeyi ustaca kullanan maestrolarca yönetilen kurumların haricinde hiçbir kurumun ayakta kalmadığı bir dünyaya tanıklık edeceğiz.

Kaynakça

Stewart, T.,A.,Entellektüel sermaye, kurumların yeni zenginliği, 1997,Kontent Kitap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir