Engelli bir birey olmak bir çok öncül tarafından biçimlendirilen bir olgudur. Öncelikle kişinin bireysel özellikleri, karakteri daha sonra içinde yetiştiği aile ve eğitim durumu, sonrasında mevcut çalışma ortamı, iş ilişkileri, daha geniş planda içinde yaşadığı toplumun engelliye bakışı ve bilinç düzeyi, nihai olarak da engellilerin çalışma ve sosyal hayatına dair yapılmış olan yasal düzenlemeler engelli olmayı belirleyen öncüller olarak sıralanabilir.

Bu öncüller engelliyi bireysel olarak etkilediği gibi onu etkileyen diğer öncüllerle karşılıklı olarak etkileşim halindedir. Dolayısıyla iş yaşamında engelli olmak dediğimizde bu sadece çalışma kültürünü ilgilendiren ve çalışma kültürünü belirleyen faktörler üzerine yapılacak araştırmalar neticesinde ortaya çıkabilecek bulgular üzerinden incelenebilecek bir husus olmamaktadır. Bilakis engelli bireyi etkileyen bu saydığımız bütün öncüller ve onunla ilgili faktörlerin bizzat çalışma hayatında engelli olmayı etkileyen faktörler olduğunu belirtebiliriz. Bu noktada engellilerin çalışma hayatına dair yapılacak bir çalışmada uygulanacak yöntemin de doğruluğu açısından bu faktörlerin incelenmesi değil, tüm bu faktörlerin kesişim noktasında olan engelli bireyin bu faktörleri nasıl algıladığından yola çıkması daha isabetli bir yaklaşım olacağını düşünebiliriz. Engelli bireyi etkileyen faktörler onun temel olarak ben algısını, sosyal ilişkilerini etkiledikleri gibi, çalışma yaşamı üzerindeki belirleyici etkileriyle, engelli bireyin iş tatmini, verimliliği gibi konuları da etkilemekte ,onun toplumsal ilişkilerini negatif veya pozitif olarak şekillendirerek sosyal verimliliğini de belirlemektedir.

Toplumsal Faktörler

Çalışma yaşamında engelli olmak bir çok faktör tarafından belirlenmektedir. Bu faktörlerin ilki toplumsal faktörler başlığı altında gruplayabileceğimiz faktörlerdir. Bir ülkede devlet tarafından engellilere yönelik yapılmış her türlü düzenleme olarak yasal düzenlemeler bu başlık altında değerlendirilir. Yasal düzenlemelerin engellilerin kamusal  ve profesyonel yaşamdaki temel ilişkilerini düzenleyen ana çerçeve olduğunu söyleyebiliriz. Toplumsal faktörler başlığı altında inceleyebileceğimiz diğer faktör sosyal olanaklardır. Gerek devlet, gerek sivil toplum örgütleri ve diğer sosyal aktörler tarafından engellilere yönelik sosyal platformlar, engelli örgütleri ve engellilere yönelik sosyal aktiviteleri de bu grupta değerlendirebiliriz. Bu faktörlerdeki engellilerin ihtiyaçlarına cevap verebilme düzeyi ile engellinin çalışma hayatındaki yeri arasında pozitif bir korelasyondan söz edebiliriz. Toplumsal faktörler altında inceleyebileceğimiz son faktör ise sosyal bilinçtir. Bir toplumda engellilerin durumlarına ilişkin genel algı ve farkındalık durumu ile engelli çalışanların günlük yaşamda karşılaştıkları problemler arasında doğrudan ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Toplumun genel olarak engelliyi eksik görmesi ve bu eksikliği tüm sosyal süreçlerde kendisine hissettirmesi bu bilinç yetersizliği durumunun bir göstergesi olabilir.

Bireysel Faktörler

Kişinin aile, eğitim, medeni durum ve yaş gibi demografik özelliklerinin ; engel derecesi, kültür düzeyi, karakter özellikleri ve positif psikolojik sermaye olarak nitelendirebileceğimiz bilişsel yaklaşımları olarak açıklayabileceğimiz kişisel özelliklerinin de engellinin çalışma hayatı üzerinde direk etkisi olan faktörlerden olduğunu belirtebiliriz. Engel derecesi daha hafif , daha iyi eğitimli ve sosyal donanımı daha yüksek bir engelli bireyin bu koşullara sahip olmayan ya da daha az sahip olan bir birey karşısında çalışma hayatındaki konumu farklı olacaktır.

İş Hayatı Genel Koşullar

Engellilere dair yönelik düzenlemelerden bağımsız olarak engelli bireyin görev aldığı kurum, firma, organizasyonun maddi büyüklüğü, çalışanlarına sunduğu imkanlar ve kurumsal kültürü engellinin durumunu direk olarak etkileyebilecek boyutlara sahiptir.

Engelli çalışan da sonuç olarak diğer çalışanların istedikleri şeyler olan fırsat,terfi, daha iyi çalışma koşulları, eğitimiyle orantılı ücret, insanca yaşayabileceği bir gelir istemektedir.(Waltz , 2000) Bütün çalışanların iş tatmini algısı  , inisiyatif alanı, yeteneklerini kullanmak için fırsat, iş gerekleri, iş güvencesi, gelir, fiziksel güvenlik, amiri ile çalışma biçimi ,kişisel ilişkiler ve saygın bir sosyal pozisyon şeklinde sıralanacak on temel özellik tarafından şekillenmektedir (Warr,1999’dan aktaran ,Pagan, 2014)

Bu bağlamda engellinin çalıştığı ortam koşullarını psikolojik ortam ve çalışma ortamı olarak ayırabiliriz. Çalışma ortamı başlığı altında kurumun sunduğu eğitim, gelişim ve kariyer imkanları, belirgin bir görev tanımı, hijyenik ,fiziksel koşullar, sendikal haklar, ek faydalar ve diğer imkanları sayabiliriz. Psikolojik ortam ise kurum kültürü ve kurum iklimi, çalışma arkadaşları ile ilişkiler ve amirleri ile ilişkiler olarak tanımlanabilir. Bütün bu koşulların engellinin yaşayacağı kişisel ve mesleki tatmin, uyum üzerinde etkili olacağı ortadadır. Bu anlamda daha büyük, kurumsallığını tamamlamış, süreçlerine dair belirgin tanımları olan ve sosyal sorumluluk kaygısı taşıyan kurumlarda çalışan bir engelli ile daha küçük, henüz kurumsallaşamamış, süreçleri oturmamış bir firmada çalışan engellinin durumlarında diğer faktörlerden bağımsız olarak ciddi bir farklılık olacaktır.

Engelli Çalışma Kültürü

Bir ülkede engellilere iş yaşamında yaklaşımları belirleyen  işverenlerin paylaştığı bir takım zihinsel kategoriler olabilir. Bu kategorileri engelli çalışma kültürü başlığı altında inceleyebiliriz. Diğer faktörlerin durumundan bağımsız olarak bu yaklaşımların engellinin çalışma hayatında temel belirleyicilerden olduğunu varsayabiliriz.  Bu konuda Amerika’da yapılmış olan bir araştırma göstermiştir ki işverenler birtakım sebeplerden dolayı engelli çalışanları istihdam etmek, ya da uzun süre çalıştırmak istememektedirler.(Kaye , Hans , Johns ,2011)  Bu yaklaşımların engelli ile çalışma süresi boyunca da sürdürdükleri ilişkilere temel teşkil ettiği söylenebilir.

  • Engelliye uygun çalışma koşulları sunmanın maliyeti
  • Onun ihtiyaçlarına nasıl yaklaşacağına dair bir bilgi sahibi olmama
  • Disipline edemeyeceğine veya işten çıkaramayacağına dair çekince
  • Performans değerlendirme kriterlerini tanımlayamama
  • Destekleme konusunda gerekecek ekstra zaman maliyeti
  • Diğer maliyetler
  • Engelli çalışanın diğer çalışanlarla aynı standarlarda çalışamayacağı düşüncesi
  • İşin temel yeterliliklerini karşılamayacağı düşüncesi
  • İşe alımlarda engelli başvuruların görmezden gelinmesi
  • Diğer çalışanların engelli çalışana yaklaşımlarından emin olamama
  • Engellilerin gerekli beceri ve tecrübeye sahip olamayacağı düşüncesi
  • Engelli çalışanların problemli bireyler olarak görülmesi
  • İş görüşmelerinde engellilerin kendilerini iyi ifade edememeleri .(Kaye , Hans , Johns ,2011)

Araştırmanın sonucunda işverenlerin yaklaşımlarını belirleyen ve engelli çalışma kültürü dediğimiz olguyu şekillendiren bulgulardır.

Engelli çalışma kültürünü insan ilişkileri , çalışma koşulları ,kariyer ve gelişim olanakları olarak üç başlık altında ele alabiliriz.  Görülmüştür ki  engelli bir çalışanın insan ilişkilerini şekillendiren  yaklaşımlar diğer çalışanlardan ayrı tutulmak, diğer çalışanların engelli çalışanlara negatif bakış açısı, kendini diğer çalışanlardan eksik olarak hissetmek olarak sıralanabilir. Engelli çalışma kültürünün diğer ayağı olan çalışma koşulları  engelli çalışanın sadece engelli pozisyonu ile sınırlanması, devletin zorunlu istihdam kriteri gereği doldurulması gereken bir kadro olarak ele aşınma, belli mesleklere sıkıştırılma, daha ucuz bir iş gücü olarak görülme ,beceri ve yeteneklerinin göz önüne alınmaması olarak detaylandırılabilir. Kariyer ve gelişim ihtiyaçları konusunda ise öne çıkan konular engelliye kendini geliştireceği olanakların sunulmaması, terfi konusunda yaşanan kısıtlar, yeterli takdiri görememe, nitelikleriyle uyumlu olarak diğerleri ile aynı görevlerin verilmemesi olarak sıralanabilir.

Buna ek olarak araştırmalar engelli çalışanların duygusal emek ( emotional labour) olarak adlandırılan ve diğer insanların duygularıyla başa çıkmak olarak tanımlanan (James, 1989’dan aktaran, Wilton,2008) işin gerekleriyle bu anlamda başa çıkılması adına ,çok daha fazla duygusal enerji sarfetmeleri gerektiğini ortaya koymuştur ( Wilton, 2008)

Yine bu bağlamda engelli çalışanların üstleriyle daha çok problem yaşadığı, daha yüksek bir iş stresine maruz kaldığı ifade edilmiş, engelleriler için iş yükü, sağlıklı çalışma ortamı ve üstleriyle yaşanan çatışmanın derecesinin maddi beklentilerden daha önemli olduğu ortaya konmuştur. (Pagan,2014) Bu olgular da engelli çalışma kültürünün bileşenleri olarak değerlendirilmelidir.

Faktörlerin Etkileşimi

Engelli olarak çalışmaya etki eden faktörlerin toplumsal dinamikler içinde birbirleri ile etkileşim içinde olabileceğini belirtebiliriz.Toplumsal, bilinç, yasal düzenlemeler ve sosyal olanaklar engelli çalışma kültürü ile biçimlendirici bir ilişki içindedir. Yine bir ülkedeki toplumsal kültürün o ülkedeki temel iş ilişkilerini ve çalışma psikolojisini etkileyeceğini öngörebiliriz ki bu engelli çalışmayı önceleyen bir durumdur. Aynı şekilde bireysel faktörler olarak ele aldığımız demografik özellikler ve kişisel özelliklerin, hem engelli çalışma kültürü ile hem de makro planda çalışma hayatında belirleyici olduğunu söyleyebiliriz.

Değerlendirme

Engelli olmak öncelikle sübjektif bir algıdır.. Engelli kişi  kişinin kendisini  engellilerin yüzyüze olduğu objektif toplumsal koşullar üzerinden değil  bu koşulların ve toplumun kendisine yansıdığı yüzüyle değerlendirir. Kişinin engelinin onun eksikliğinin içsel olarak sürekli farkında olduğu bir durum olduğundan yola çıkarak denilebilir ki engelli bir bireyin en önemli sosyal önceliği engelini hissetmeyeceği bir sosyal çevrede yaşamaktır. Engelli birey engelliliğinin kendisine farkettirilmediği bir sosyal çevre ve iş ortamı beklentisi içindedir.

Engelli birey kendisini eksik hissetmekten ziyade toplum tarafından kendisinin eksik olduğunun hissettirilmesinden muzdariptir.

Toplumun engelliler konusunda bilinçlendirilmesini devletin önemli önceliklerinden biridir. Engelli bir bireyin temel meselesi çok uzun süredir birlikte olduğu ve içsel olarak çoktan kabullenmiş olduğu eksikliği ve bu eksikliğin yarattığı dezavantajların giderilmesi ile ilgili olmaktan çok kendisinin  çeşitli platformlarda insanlarla ilişkilerinde eksik hissettirilmemesidir.

Engelli çalışan diğer çalışanlarla aynı görevler kendisine verildiği zaman mutlu olmakta, diğer çalışanlarla aynı kriterlerle değerlendirilmekten motive olmaktadır. Yine  engelliliğinin kendisine hissettirilmemesi bağlamında engelliği kimliğinin birey kimliğinin önüne geçmemesini beklemekte işe alımlarda engelli statüsünde bir sayı olmayı istememekte, beceri ve yetenekleri göz önüne alınarak değerlendirilmek istenmektedir.

Kişinin toplumunun aynasında kendisini nasıl hissettiği ile ilgili önemli bir kriterde yapılan iş karşılığında aldığı ücret olmaktadır.  Görüşülen kişi işverenlerin bir çoğunu engellileri ücretlendirirken ucuzcu olmakla itham edilmektedir. Nitekim önceki ifadelerinden yola çıkarak yapılan aynı iş karşılığında diğer çalışanlardan eksik ücretlendirmenin eksikliğin maddi olarak vurgulanması olduğunu düşündüğünü görebiliriz. Kariyer ve mesleki gelişim konularında da kişi engelli çalışan pozisyonu ile sınırlanmak istememekte, engellilerin şirket içinde yatay ve dikey kariyer imkanlarının sınırlanmasını eksik hissettirmenin bir türevi olarak değerlendirmektedir. Engellinin engel durumunun kendisine toplumsal ilişkiler ve kurumlar yoluyla hissettirilmesi mutsuzluk, verimsizlik  ve yetersizlik duygusu  olarak ortaya çıkmaktadır. Yine engellinin bu koşullar altında çevresi ile sağlıklı ilişkiler kuramayacağı, hem kendisini hem de yakın çevresi için engellilik durumunun bir problem halini alacağı, getireceği negatif sosyal ve psikolojik yüklerin ağırlığı öngörülebilir.

Perspektif ve Öneriler

Türkiye gibi  engelli oranının toplam nüfusa oranının %12,09 olduğu (TUİK,2013) bir ülkede engellilerin istihdamın ve toplumsal verimliliğinin önemi ortadadır. Bu konuda alınacak tedbirler çalışmamızda ortaya koyduğumuz faktörler bağlamında ele alınabilir.

Toplumsal olarak

Daha geniş kapsamlı ve güçlü yasal düzenlemelerin ve işe alma ve işte tutma konusunda teşviklerin (Kaye, Hans, Johns,2011) yanı sıra toplumun bilinçlendirilmesi adına kitle iletişim araçlarında engellilik konusunun daha kapsamlı işlenmesi, engelli çocukların yetiştirilmesi konusunda ailelerle özel programlar uygulanması ve izlemeye alınması, engellilerin engel durumlarına göre özgü mesleki eğitimlere tabi tutulmalarını , engellilere yönelik iş bulma fonksiyonun dışında sosyalleşme amaçlı ya da mesleki nitelikli sosyal platformların desteklenmesi,engelli bireylere yönelik rehberlik ve koçluk hizmetlerinin devlet tarafından desteklenmesi  sayılabilir.

Çalışma Hayatıyla ilgili olarak

Şirket tesislerin engellilerin kullanımlarına uygun olarak elden geçirilmesi, engelli sivil toplum örgütleriyle işveren örgütlerinin bir araya gelerek ortak yaklaşımlar belirlemesi, şirket kültürünün geliştirilmesi ,engelli çalışanlara iş öncesi eğitim, mentörlük ve koçluk desteğinin verilmesi ,IK ve üst yönetimin desteği ,dışarıdan uzman desteği alınması (Kaye, Hans, Johns,2011)  iş tanımlarının empatik bir yaklaşımla gözden geçirilmesi ve sadeleştirilmesi, engellilere yönelik iş başı eğitimleri tasarlanması ,iş ilanlarının engellilere yönelik kitle iletişim araçlarında verilmesi, yöneticilere duyarlılık eğitimleri verilmesi olabilir. Bir engelli işe başladığında amirlerin engellilik hakkındaki görüşlerini gözden geçirmeleri ve her engelliyi kendi spesifik koşulları içinde diğer engellilerle kıyaslamadan değerlendirmeleri önemlidir. (Waltz,  2000) Yine engellilerle birlikte çalışma konusunda çalışanların eğitilmesi iyileştirici tedbirler olarak önerilebilir.

KAYNAKÇA

Waltz, A., 2000, Integrating Disabled Workers into Your Workforce, Government Executive; Vol. 32 Issue 11, p92

Pagan,R.,2014, What makes Workers with Disabilities Happy,The Importance of Non-Pecuniary Characteristics,Health Economics,23: 241-247

Kaye,H.,S.,Jans, L.,H.,Jones,E.,C.,2011,  Why Do not Employers Hire and retain Workers with Disabilities ?,J Occup Rehabil,21: 526-536

Wilton,R.,D.,2008, Workers with Disabilities and the Challenges of Emotional Labour, Disability and Society,vol,23, no.4,361-373

Engelli İstatistikleri, Erişim tarihi :13.06.2016http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir