L’homme,dans l’etat actuel de la societe,me parait plus corrompu par sa raison que par ses passions

Chamfort

We do not want to change the World for now; we should first make things more robust to defects and forecast errors,or even exploit these errors,making lemonade out of the lemons

Anti-fragile , Nassim Nicholas Taleb

Sık sık, IK teorilerini okurken ve ünlü IK teoristlerini dinlerken onların yaklaşımlarında bir şey bana çok naif gelirdi. Onlar insan davranışının mümkün olduğu kadar görülebildiği çok idealize edilmiş bir dünyada hareket ediyorlar ve konuşuyorlar. Hatta iş düşünürleri de “ofis tipi adam” modeli üzerinden, insanın öngörülemeyen doğasından öngörülebilir bir insan tipi yaratmaya çalışıyorlar.

Her durumda, aktüel yaklaşımlarla dinlediğimiz, okuduğumuz ve odaklandığımız şeyler, karanlık, kaotik ve öngörülemez doğasıyla insan gerçeği olmaktan çok uzak olduğu gibi onun açıkça matematiksel ve karikatürize bir modeli. Elbette insanın ulaştığı her yeri yönetmek için icat ettiğimiz bütün bu modeller, bütün büyük laflarımız, bütün istatistiksel bilgeliklerimiz sadece insan ve kaos faktörüyle yüzleşirken kendimizi iyi hissetmek için kullandığımız soyutlama üzerine kurulu modellemeler. Onu gittiğimiz her yere götürüyor, dokunduğumuz her şeyi ona dönüştürüyoruz fakat bu modellemeler içinde yaşadığımız gerçek dünya ile ilgili değil.

Diyebiliriz ki naiflik ve kırılganlık insan yönetimi sistemlerinin iki temel karakteristiğidir. Çünkü insan davranışı generalize edilemez ve biriciktir. Biricikliği içinde hem mucizevi hem de karanlık bir taraf  barındırır.

İnsanlar kendilerine öğretilen ve eğitildikleri şekilde hareket etme eğilimindedirler. Modellemeleri kullandığımız durumlar genelde bu tip durumlardır. Bir çok kalıbımız, çözüm modellerimiz, teorilerimiz, bu iyi eğitimli, takdir edileni yapmaya odaklı kişileri yönetmek içindir. Fakat işler bizim modellememizin dışına çıktığında, paradigmamız iflas eder. Paradigma iflas ettiğinde kendimizi daha önce tanımadığımız, öngörmediğimiz yabancı topraklarda buluruz. Bunun adı krizdir. Ben bu duruma kaos diyeceğim. Çünkü kaos bizim daha önce sahip olduğumuz mental modellerimizin dışında olan herşeydir.

İşler bildiğimiz yolda gittiği müddetçe onları başarıyla yönetiyor görünürüz. Gerçekte, onları başarıyla yöneten biz değilizdir, sadece biz ve onlar işin nasıl yürüyeceğini biliyoruzdur.

Yönetim bu öngörülen durumlar için karşılıklı olara bizim ve işlerin konumu tabir için doğru kelimedir İşler modellendiği şekliyle öngörüldüğü sürece problem ve kaos yoktur. Bu durumlar yönetimin kolay zamanları ve tarihteki barış zamanlarına benzetilebilir. Fakat bireysel ve kurumsal dünyadaki asıl önemli şey  öngörülmeyen kaotik zamanlarda nasıl davranıldığıdır. Bizim liderlere, CEO’lara, kahramanlara en çok ihtiyaç duyduğumuz, liderliğe, bilgeliğe, inovasyona en çok ihtiyaç duyduğumuz anlar kaotik anlardır. Mevcut modellerimizle ve çözüm önerilerimizle yolumuzu bulamadığımız anlardır. Bu tip anlar bizim gerçek başarıya ihtiyaç duyduğumuz anlardır ve eğer bu tip durumların üstesinden gelirsek bu gerçek bir başarıdır.

Öyleyse şirketlerin tepe yönetimleri şirket yapılarını  yönetim, iş ve insan hakkındaki teorik modellere uygun hale getirmeye çalışmaktan çok , kurumsal ve bireysel olarak şirketi ve çalışanları kaosla mücadelenin üstesinden gelebilecek direngenlik ve elastikiyette yetenekler kazandırmaya odaklanmalılar. Bize işlerin nasıl yürüdüğünü bilen yöneticiler lazım değil. Çünkü işler mevcut yolları takip ederek zaten kendi başlarına bile sonuca ulaşırlar. Bunun için çok para ödeyerek birilerini işlerin başına oturtmaya gerek yok. Bizim ihtiyacımız olan işler bizim beklediğimiz şekilde gitmediği zaman ne yapılması gerektiğini bilecek, kaosu yönetebilecek ve kelimenin en uç anlamıyla “kaosu sömürebilecek” yöneticilerdir.İşlerin nasıl yürüdüğünü bilen bir çok insan bulabilirsiniz, ama çok az insanın yol olmadığı zaman bir işin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda bir fikri vardır.

Bu kişiler gerçek değerlerdir ve kurumlar için servet değerindedirler. Çabalarımızı insana dair matematik soyutlamlamalar üzerine kurulmuş camdan piramitler inşa etmeye harcamamalıyız. Daha ziyade, insanın karanlık ve kaotik tarafını kabullenmeli, esnek ve kaosa dirençli yönetim stilleri üzerinde düşünmeliyiz.Bu işi yürütmenin en güvenilir yolu ise genellemelerden, istatistiksel kesinliklerden ve çok bilindik reaksiyonlardan uzak durmaktır.İnsan geçmişte de bu günde de gelecekte de öngörülebilir ve açık oluşundan daha fazla  kaotik ve öngörülmez olmayı sürdürecektir.

Gerçek insan yönetimi özünde bir kaos yönetimidir. Gerçekleri onları görmek istediğimiz şekillerde moral maskelerle görünmeye zorlamaktansa, a moral olmayı bilmeliyiz ve onları, öngörülemez aksiyonları, proaksiyonları  ve reaksiyonlarında  olduğu gibi kabul edecek cesareti göstermeliyiz. Tüm İş dünyası için masif bir yönetim modeli olarak İnsan kaynağı yönetiminin geleceği burada yatmaktadır.

Talep’ın mükemmel ifadesiyle bitirmek istiyorum : Naif ütopyacılığa gelince, tarihi göz ardı ederek rasyonel bir indirgemecilikle toplumu kırılganlığa açık hale getiren hırsın ve diğer insani zaafların olmadığı bir dünya algısına bağlı kalamayız. . İnsan binyıllardan beri böyle yapıyor ve insanlar üç aşağı beş yukarı böyle kalmaya devam ediyor. Bizim ihtiyacımız olan son şey daha radikal  ahlakçılardır. Daha akıllı ve pratik olan tavır dünyayı hırsa ve ahlaksızlığa daha dirençli, hatta hırs, ahlaksızlık ve insan ırkının diğer zaaflarından beslenebilecek şekilde bir toplum yaratmaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir